11 Aralık 2007 Salı

İşte Böyle Öğretmenim!

Toplumumuzda öğretmenlere verilen değer günden güne azalıyor, neden acaba düşündünüz mü? Neden eskiden öğretmene verilen değerle şuanda verilen değer,muhakkak ki,aynı değil…

İletişim araçları yaygınlaşmadan yada şöyle demek daha doğru olur iletişim aracı olarak sadece mektubun olduğu zamanlarda iletişim kurabilmek yeni bir şeylerleri öğrenebilmek için insanlar öğretmeni bilgi kaynağı olarak görüyorlardı. Ama devrimizde bu iletişim araçlarını saymakla bitiremeyiz ve bu araçları kullanmak artık o kadarda zor değil. Herkesin evinde en azından televizyon, telefon vb.. araçlar vardır. Şimdi asıl önemli konu şu biz öğretmenler bu iletişimin gerisinde kalıyoruz nasıl mı? Her gün yeni yeni birçok konu hakkında bilgi çıkıyor bunlar televizyonlarda gazetelerde dergilerde yayınlanıyor, bizim muhatap olduğumuz öğrenciler veliler bunları en azından televizyon başına geçtikleri zaman görüyorlar. Bir konu hakkında bizlere başvurdukları zaman, gündemin gerisinde kaldığımızda bize güvenleri kalmıyor. Siz birine danıştığınızda bildiğiniz eski bilgilerle bunu açıklamaya çalışırsa pek de o kişiye önem vermesiniz, değil mi?Ama eskiye dönecek olursak eski öğretmenlerden bahsedelim biraz, onlar bir öğretmen değildiler sadece! Bulunduğu yerlerde bir ziraat mühendisinin, bir sağlıkçının, bir veterinerin… görevlerini de yaparlardı. Bu kadar çok konu hakkında bilgisi olan birine istesek de istemesek de saygı duymalıydık değil mi?

Biz şuanda ne yapıyoruz… Okumak araştırmak kendimizi geliştirmek için sadece mail gruplarına üye olmak (!) birkaç site haricindeki bilgiler dışında bir öğretmen olarak çok az kitap okumak. Bunlarla kendimizi geliştirmiş olmayız, bence… Gruplarda ‘bana acil şu dosya lazım’, çok acil olduğunu göstermek içinde bazı kelimeleri bile tam yazmıyor. Ben Türkiye’de gerçek anlamda ilk Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mail grubunu kurarken bir amacım da bilmediğimiz konularda, bulamadığımız konularda arkadaşlarımızın desteğini sağlamaktı ama bakıyorum da bilgisayarımızda bulamadığı dosyayı bile gruptan ister olduk… Rehber öğretmenleri ilgilendire üç bilemedim dört sayfalık bir yönetmeliğimiz var, kaç kişi okudu bunu? Hatta bazıları da birbirleri ile randevuyu da mail grupları ile veriyor ya,bu kadarla da kalsa iyi bir de dönüp bununla gurur duyduğunu söylüyorlar… Böyle olunca bir saygı, bir değer kalır mı?

Bir şeyler yapabilmek bizlerin elinde “insan kendi değerini kendi belirler”. Biz kendi değerimizi kendimiz belirliyoruz. Toplum değil sadece ve sadece bizler! Hâlbuki bakın bizim meslek laf olsun diye demiyorum gerçekten en kutsal mesleklerden biridir.

Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu.

Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.

Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı:
- Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim! dedi.
Sonra düşündü:
- Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez!
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi:
- Babacığım, haritayı düzelttim. Artık parka gidebiliriz! dedi.
Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hayretler içindeydi ve oğluna bunu nasıl yaptığını sordu.Çocuk şu ibretlik açıklamayı yaptı:
-Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti!

Bu kıssadan hisseyi bilmeyen yoktur herhalde açıklamaya da kalkışmayacağım. Bir insan dünyayı değiştiriyorsa, biz ömrümüzde binlerce insanın üzerinde etkili oluyoruz. Unutmayalım Hitler’inde bir öğretmeni vardı Mevlana’nın da! Bir Mevlana daha yetiştirilmez ama en azından yolumuzu belli etmek gerekir. “‘Hz. İbrahim ateşe atıldığı zaman bir karınca ağzında bir su damlası taşıyormuş ateşe, karga bunu görmüş ‘akılsız karınca koca ateşi mi bu bir damla etmeyecek su ile mi söndüreceğini sanıyorsun’ demiş, karınca da ‘söndüremeyeceğimi biliyorum en azından saffımız belli olur’ demiş”.

Biz tek başımıza bütün toplumu düzeltemeyiz. Ama binlerce meslektaşımız var herkes bir iki kişiyi düzeltirse, inanın bu ülkenin tamamı düzelir…

Aslında o kadar söylenecek kelimler var ki…

İnsanların gerçek değerinin bulunduğu bir dünyada karşılaşmak ümidiyle… Haddimi aşmışsam özür dilerim.

Serdal Gür
Turkpdr.com

16 Eylül 2007 Pazar

TurkPDR

Pdr Turk Olarak Blok oluşturmamızın nedeni bizim ile isim yapmış turkpdr adresini başka bir arkadaşımızın bizden önce almasından dolayı bizde bu adresle yayın yapacağız...

Bu nedenden dolayı özür dileriz....